On numara RPG Blogu
Tag Archives: türkçe

Bükülmez Kalkan Oyun Rehberi (Kitap 1 Bölüm 2 – Bükülmez Kalkan, Manastır)

by Erlik

Araştırmama, Bükülmez Kalkan’ın çıkış yeri olan Manastır’dan başlamaya karar verdim. Buraya, Obron’dan yola çıktığınızda, tarlaları aşarak düzgün bir yoldan ulaşabilirsiniz. Bir gün bile sürmeyen bu mesafede, şehirle manastır arasındaki savaşta birinin diğerine nasıl üstünlük kurup ezemediği konusunda merak uyandırıyor.

Read the rest of this entry »


Bükülmez Kalkan Oyun Rehberi (Kitap 1 Bölüm 1 – Klanlar Vadisi’nde Yolculuğa Başlangıç)

by Erlik

Bükülmez Kalkan

Bükülmez Kalkan, Malathgargon yerlileri için neredeyse masal diyarları kadar uzak; fakat gözlerini kapattıkları an tepelerine çökecek bir kabus kadar yakın bir tapınak-ülkedir. Malathgargon’dan başka bir medeniyet kaynağının da olması, adeta goblin yaşamı için bir alay gibidir. Başlarda Malathgargon’lu yöneticilerin küçümsediği, şimdi ise gücünü ve önemini şüpheli bir şekilde inkar ettiği bu ülke, geçen on küsür yılda bütün dengeleri alt-üst etmeyi başarmıştır. Önce Bükülmez Kalkan’ın tarihiyle işe başlayalım. Read the rest of this entry »

Pages: 1 2 3


Bükülmez Kalkan Oyun Rehberi (Bölüm 15 – Anlayış Maskesi)

by Erlik

Beni maskenin meşum etkilerine karşı koruyacak olan ritüel kalkanlarının içine oturdum. Maske, bir alıştırma kuklasının yüzüne takılmış şekilde duruyordu önümde. Bir an için kuklanın biz goblinsiler gibi duygulara kapılıp kapılmadığını ya da maskenin alınacak olmasına üzülüp üzülmeyeceğini merak ettiysem de Anlayış Maskesi’ni merak edenlerin geri durması gereken çok temel düşünceler vardı; zihinsiz bir hayvan gibi düşünmeye çalışmamak, cansız bir obje ya da namevt gibi düşünmeye çalışmamak ve bu sonuncusu kesin olmasa da, mümkün olduğunca tanımadığın ırk ya da yaratıkların kisvesine bürünmekten kaçınmak. Bu maske en nihayetinde diğer kültürleri anlamak için yapılmıştı. Read the rest of this entry »

Pages: 1 2


Süperkahramanlı Oyun – Giriş (Gruplar Detay 3)

by Erlik

Merhaba,

Bugün yeni bir Süperkahramanlı Oyun yazısıyla karşınızdayım. Bu bölümümüzde, 2012 Türkiye’sinde ortaya çıkan bir tehlikeden bahsedeceğiz ve bu tehlikenin doğurduğu diğer sorunlardan biri olan Karabasan Takipçileri’ni inceleyeceğiz. En sonda da, her zamanki gibi bir bağımsız karakter olacak.

KARABASAN TAKİPÇİLERİ

Karabasan, Türkiye’de ortaya çıkmış bir afettir. Ortadoğu ve balkanlarda etkili olur. Ortaya çıktığı zaman bir şehir dolusu insanı yok eder ve geri kalanlar delirmiş, korkunç değişimlere uğramış ve yıkıcı süpergüçler edinmiş olur. Read the rest of this entry »


Bükülmez Kalkan Oyun Rehberi (Bölüm 14 – Bükülmez Kalkan)

by Erlik

Bükülmez Kalkan’a vardıktan sonra olanları özet geçeceğim; çünkü bu savaşçı ve tehlikeli milletle yaptığım pazarlıkların ve görüşmelerin detayları sizleri ilgilendirmez.

Bükülmez Kalkan’a tam gününde varmayı başarmıştım. Bu memleketin üç krallığı vardır. Hangisine geleceğimi bilmediklerini tahmin ederek Obron’a gitmiştim. En azından manastır ya da kale yerine bir şehirde gecelemek iyi gelecekti. Read the rest of this entry »


Bükülmez Kalkan Oyun Rehberi (Bölüm 13 – Sırhisar)

by Erlik

Bükülmez Kalkan’a doğru yolculuğumuz başlamıştı. Büyülü adımlarla, uçarcasına kat ediyorduk diyarları. Akşamabad’ı çevreleyen ormandan yeni çıkmıştık.

Birkaç adım sonra Grifon Dağları solumuzda, Kırıkdiş Dağları sağımızda kalıyordu. İki sıra dağların arasındaki isimsiz vadideydik. “Ormanda daha hızlı ilerlemiştik” dedim. “Orada periyabanının etkisi büyük, o yüzden ritualler daha etkilidir.” diye cevapladı ejderha, çok doğal bir şey sormuşum gibi umursamaz bir tavırla.

Birkaç adımdan sonra at arabasından düşmüş gibi sendeledik. Büyünün üzerimizden neden kalktığını anlamamıştım. Yeşilgöz’ün üzerinde ise bir panik havası vardı. Yürüyerek birkaç kilometre gittik, artık kolumu tamamen bırakmıştı.

Büyülü olarak engellenmediğimiz ya da istemediğimiz sürece durmayacağımıza dair sözleri aklıma geldi. Belli ki büyücü bir ejderha olarak gücünü engelleyecek kadar büyük bir tehdide alışkın değildi, artık tamamen dikkat kesilmiştik.

Bir yokuşu aşıp ticaret yollarından birine vardığımızda yol boyu sürünüp duran bir karaltı gözümüze çarptı. Temkinlice yaklaştık. Bu, yerlerde sürünüp duran bir deri bir kemik bir goblindi. İnme inmiş vücudunu kollarıyla sürükleye sürükleye, kör gözlerini diktiği bir yere doğru sürünüyordu. Ara sıra, içinde şüpheli parçalar olan kanlı bir şekilde kusuyordu fakat durmuyordu.

Bacağında, kötü kokular saçan bir yaraya saplanmış bir ok duruyordu. Yarası yeniydi; kanlar akıyordu, fakat bir haftalık yaralar gibi kararmış ve iltihaplanmıştı. İşin içinde zehir, daha kötüsü büyülü zehir olduğu belliydi.

“Görün! Görün!” diye tiz bir ses yükseldi yolun kenarındaki bir kayadan. “Görün! Görün!”

Yeşilgöz, goblinsi bir yaratığın boynu için tehlikeli olabilecek bir hızla kafasını çevirdi. Fakat tam tersi yöne. “Ordular sahibi Lord Kabaniku’yu görün!” dedi ses yine. “Aç gözlülüğün sonunda sizi içten içe yiyişini görün! Ahmaklığın cezasını, sır kalması gerekenleri sırhisardan almaya gidenlerin sonunu görün!”

Yeşilgözün baktığı yerden, daha önce de gördüğüm yalınayak bir goblin çıktı. Daha önce Kabaniku’nun hizmetinde olarak gördüğüm Çataldil isimli goblindi bu. Dalga geçercesine saklandığı yerden çıkıyordu. Her zamanki rahatlığı üstündeydi.

Silahlarımı çektim. Her zamanki hızımla değil, ağır ağır çıkarmıştım kılıçlarımı. Kabaniku’yu şişleyen okun goblinin sadağındakilerden biri olduğu belliydi ve yayda bir tanesi dururken ani bir hareket yapmak işime gelmeyebilirdi. Hepsinin tek tek zehirli olmadığının garantisi yoktu çünkü.

Sırhisar’ı koruyanlar, Ateş Tutanlar diye bir tarikattir. Bilgi ve ilim tanrısı Ioun’a taparlar ve yüzyıllardır büyülü bilgilerini kötüye kullanan deli veya hırslı büyücüleri, sihirbazları, türlü büyülü canavarları sırhisar’a kapatırlar. Sırhisar, Ioun’un baş düşmanı Vecna ve takipçileri yüzyıllar önce (o zamanki adıyla) Axahur’u yani (şimdiki adıyla) Çürümetruk’u tehdit ettiklerinde ele geçirilmiştir. İçinde akıl almaz dehşetler saklanır.

Çataldil’in bu tarikate hizmet eden birisi olduğuna inanmak zordu. Hatta imkansızdı. “Kimsin sen?” diye sordum. “Tanımadın mı beni seyyah?” diye sordu. “Ben Çataldil. Şurada sürünen Kabaniku’nun adamıydım.”

“Belli ki onun adamı hiç olmadın.” dedi Yeşilgöz. Goblin sırıttı. “Rüyalarımda bana gelip ateşten gözleriyle gücüme güç katan efendim başkadır, evet.”

Birisinin Sırhisar’ı tutan büyücüler ve tarikatçilere rağmen dışarıda hizmetkarlar toplayacak kadar kuvvetli olması fikri endişe vericiydi. “Bunu niye öldürdün?” diye sordum.

“Sırhisar’ın iki ayrı efendisi olamaz.” dedi goblin sakince. Yüzümde sorgulayan bir ifade olmalı ki gözlerini benden ayırmadan devam etti; “Kabaniku, sayıların avantajıyla Sırhisar’ı zaptetmeyi başardı. Tabi ki söylentilere kulak asmadı ve hapsedilmiş olanların kendisine minnettar kalacağı gibi ahmakça bir fikre kapıldı.” Tiz olan sesini daha da itici kılan cırtlak bir kahkahayla konuşması kesildi.

“Yemin ederim ki, bu fikre kapılmasına neden olacak hiç bir şey yapmadım, söylemedim. Kimsenin de bunu yaptığını zannetmiyorum. Kendi kafasızlığının cezasını çekiyor şu an. Ölüm Rünü serbest kaldığında ilk yaptığı şey, kolayca ölmeyeceğinden emin olup beni bunun peşine salmak oldu.”

Duyduklarıma inanamıyordum. Adeta kanım donmuştu. “Ölüm Rünü’nü mü azad ettiniz?!” diye bağırmışım. Cevap cırtlak bir kahkaha daha oldu.

“Malathgargon’un ve dünyanın dört bir yanında, gölgelerde sürünerek dolaşan, gizli sırlar öğrenip planlar kuran yüzlerce hizmetkarı vardır Ölüm Rünü’nün. Ben en yeteneklisi çıktım!”

O an Çataldil’i orada öldürmemek için kendimi zor tuttum. Ölüm Rünü’ne bu kadar yakınken en gözde hizmetkarını öldürmek, aynı kaderi adeta davet etmek demekti. Çürümetruk düşmeden önce bir sefer bu hatayı yapmıştım ve canımı çok zor kurtarmıştım. Yanımda bir ejderha olmasına rağmen, bu işe karışıp karışmayacağını bilmediğim için kendimi tehlikeye atmak istemedim.

Ölüm Rünü, yarım yüzyıl önce Vefatışimal’in orclarını hizmetine alıp Klanlar Vadisi’ni ve Malathgargon’u tehdit etmiş, çocukluğumun en korkulu kabuslarının konusu olmuş bir büyücüydü. Gençliğimde Ölüm Rünü’yle yapılan savaşta erkekliğimi ve gücümü ispat etme şansına kavuşmuştum. En gözde hizmetkarı, Kara Kraliçe Oramina’yı Rünkulesi’nin işgalinde öldürmüştüm ve bu yüzden Ölüm Rünü, saklandığı yerden çıkıp üzerime gelmişti. İşte bu anda Malathgargon’lu Kahraman Hobgoblin Lordları tarafından yakalanmıştı.

Büyücüler ve rahipler söz konusu olunca ölüm kalıcı bir sonuç değildir. Malathgargon, bu gibi basit gerçekleri unutarak en yüce şehir olmadı. Biz hobgoblinler aptal yaratıklar değilizdir. Tiefling Oramina’nın cesedi Gölgedüşümü’nün içinde, benim bile bilmediğim gizli bir lahide saklandı. Ölüm Rünü ise Ateş Tutanlar’a emanet edildi.

“Lordum seni unutmadı, Kızılgöz. Artık Malathgargon’un Kahraman Hobgoblin Lordlarından sayıldığını öğrenince çok sevindi. Adeta eski bir dostunu iyi bir yerde gören gurbetçiler gibi…”

“Kimleri görüyorum, kimleri?!” dedi bir ses, kafamızın içinde. “Ben de Çataldil nerede kaldı diye merak ediyordum. Meğer eski düşmanım Marbo Kızılgöz’le karşılaşmış. Dikkat et goblin, bu eski düşmanımın değerli hizmetkarlarımı katletmek gibi bir alışkanlığı vardır!”

Konuşan Ölüm Rünü’ydü. Kafamızın içinden konuşuyordu ve adeta ensemin arkasından bizi izliyordu. Yeşilgöz beni izlediğinde de aynı hissi yaşamıştım. Ölüm Rünü, bir eladrin olmasına rağmen, hobgoblin geleneklerine uygun olarak; eski düşmanlarına eski dostuymuş gibi davranıyordu. Her zaman kültürümüzün bir hayranı olmuş ve diğerlerinin aksine Malathgargon’u yok etmek değil, yönetmek istemişti. Sırhisar’ın zindanlarında ve işkence odalarında kişiliğini yitirmediğini görmek sevindiriciydi. Ne yapacağını kestirmek zor olmayacaktı.

“Senin zamanın daha sonra gelecek Kızılgöz.” dedi Ölüm Rünü’nün sesi. “Namevt ordumu nereye sakladığımı bulduğumda hakikaten pişman olacaksınız! Sadece zaman lazım. Çünkü işkenceyle ve büyüyle yerini öğrenmesinler diye ruhumun derinliklerine, kendimin bile bulmamın zor olduğu kısımlarına ordumun yerini saklamıştım. Hatırlamam için biraz zaman lazım sadece…” bu düşüncelerin hepsini duymamızı kast etmediğinden emindim. Telepatiye alışkın bir büyücünün böyle amatör bir hata yapması bir an için beni şaşırttı, fakat yanıma baktığımda Yeşilgöz’ün goblinüstü bir çeviklikle zihinsel bir tuzak ritualini yapmış olduğunu fark ettim. Birkaç dakika içinde oyunu tersine çevirmişti.

Yıkımdan ziyade fetihle ilgilenen birine Ölüm Rünü gibi bir lakap çoğuna garip gelir. Bir çok kişinin bilmediği şey, bu ismin aslında büyülü rünlerle bezeli bir iskelet ordusundan dolayı olduğudur. Malathgargon’la yapacağı son savaş için sakladığı bu orduyu kullanamadan alt edildiği için asla ismine layık olamadıysa da, Malathgargon’lu Kahraman Hobgoblin Lordlarını bile korkutacak kadar büyük ve yorulmaz bir ordu topladığı söylenir. İşte Yeşilgöz’ün ayak oyunu yaptığı kişi buydu.

“Çataldil, goblini bırakıp dönebilirsin.” dedi zihinsel ses. Bunu da duymamız gerekmediğini hissettim. Bozuntuya vermedim.

“Efendim beni geri çağırıyor. Fakat şu yanındaki güzel elf kadınını eğlencesi için götürebilirim!” deyip yayını Yeşilgöz’e doğrulttu. Aldığı tepkiyi bir goblinsiden beklemediği belliydi. Yeşilgöz ileri doğru kısa bir adım atıp gözlerini gobline, doğadaki en vahşi yaratığın yuvasını tehdit ettiğinizde alacağınız bir bakışla baktı. Duruşu, saliseler içinde saldırmaya hazır bir şeydi. Hep derler, doğanın sunabileceği en muhteşem özellikleri ejderhalarda bulabilirsiniz diye; işte o anlardan biriydi bu. O yayı değil bırakması, buna karar verdiği anda Yeşilgöz harekete geçecekti. Goblinle kadın-ejderha arasındaki mesafe adeta görünür şekilde gerilmişti ve kısalmıştı.

Çataldil, aptallıklar yaparak Ölüm Rünü’nü kurtarmamıştı. Hangi savaşı kaybedeceğini bilmek bu gibi yaratıklar için elzemdir. Tehdit oluşturma ihtimali olmayacak şekilde yayını gevşetip indirdi. Yeşilgöz’ün ise Çataldil uzaklaşmadan şeklini bozmaya niyeti yok gibiydi. O da anında ortadan kayboldu. Tek bir kelime söylenmeden, güç gösterisinde bulunmadan bu kadar özgüvenli bir kişinin sindirildiğini sıklıkla göremezsiniz. Gerçekten etkileyici bir sahneydi; benim gibi çok şey görmüş yaşlı bir hobgoblin için bile.

Çataldil’in gittiğinden emin olduktan sonra yolumuza devam ettik ve belli ki büyülü korumaların sınırlarını geçtikten sonra aniden hızlandık. Artık Bükülmez Kalkan topraklarına kadar önümüzde bir engel yoktu ve kolayca kendimizi istediğimiz yerde buluverdik.


Süperkahramanlı Oyun – Karakterler (Heyelan)

by Erlik

Merhaba,

Bugün Akıncılar’ın eski lideri Heyelan’ın karakter kağıdını göreceğiz. Orijinalde M&M 2nd Edition’da olan bu karakteri M&M 3rd Edition’a geçirdim.

İyi okumalar.

HEYELAN                                                                      PL 12
Grup:Akıncılar

Merkez: Akıncılar Merkezi

Kimlik: ( x )Gizli   (   ) Açık

Akıncılar’ın kurucusu ve çıkmasından sorumlu olduğu söylenen Süperkahramanlar Savaşı’nın galip komutanı. Dünyayı tehlikeye atacak sırları saklamak adına deli ilan edilip kapatıldı. Şimdi nerede olduğu kamuoyu tarafından bilinmiyor ancak, gizli bir üste gözetim altında olduğu söyleniyor.
Read the rest of this entry »


Süperkahramanlı Oyun – Giriş (Gruplar Detay 2)

by Erlik

Merhaba,

Bugünkü yazımızda Süperkahramanlı Oyun’daki grupları incelemeye devam ediyoruz.

ATEŞ TAKIMI

Ateş Takımı, Akıncılar’dan ayrılmış bir gruptur. Süpergüç Savaşları’nda kısmen başarılı olup Apollo’yu durdurmuş ve İstanbul’un tamamen yok olmasına engel olmuşlarsa da yaşanan otuz bin civarında can kaybı için kendilerini suçlamışlardır. Bu yüzden, ortaya çıkıp kimliklerini açıklamış ve başarısızlıkları için tüm Türkiye’den özür dilemişlerdir. Halk ise bu gençleri bağrına basarak birer kahraman olarak benimsemiştir. Read the rest of this entry »


Bükülmez Kalkan Oyun Rehberi (Bölüm 12 – Ritual)

by Erlik

Ejderha, hazırlığı bittiğinde beni kuyruğuyla ritüel bölgesine doğru güttü. “Herhalde bu şekilde gelmeyeceksin?” diye önerdim. Dalga geçercesine kolaylıkla, genç bir elf kılığına girdi. Hazırladığı eşyaları sırtına alışından, görünüşünün canavarca kuvvetine ve hızına etki etmemiş olduğunu anladım. Çıtkırıldım bir elf gibi görünüp kalenizin surlarını başınıza yıkıverebilirdi. Şimdi genç, sarışın bir elf kadın kılığındaydı. Yüzü geçen seferki gibi hastalıklı değildi. Oldukça çekici bir görüntüsü vardı. Büyüyle uydurduğu elbiseleri gerçekten ünvanına -Ormanlar Prensesi’ne- yakışır zariflikteydi. Read the rest of this entry »


Süperkahramanlı Oyun – Giriş (Gruplar Detay 1)

by Erlik

Merhaba,

Bugünkü yazımızda Süperkahramanlı Oyun’daki grupları ve süpergüç sahibi kişileri ele alacağız.

İlk olarak Akıncılardan başlayacağız. Süpergüç Savaşları’nı onların gözünden değerlendireceğiz. (Oyuncular için Spoiler olacak kısımlar var. Bu yüzden okumadan önce dikkat edin. Spoiler kısımlarına geldiğinizde belirteceğim.)

AKINCILAR

İstanbul merkezli bir süper kahraman grubu. Ahlaki değerlerinin çok sağlam olmasıyla tanınsalar da, engellenmediği takdirde masumlara zarar verebilecek olan düşmanlarını öldürmekten çekinmedikleri ve bu cinayetlerden dolayı vicdan azabı çekmedikleri biliniyor. Kısacası, batılı bir ahlak anlayışından ziyade daha bizden bir ahlaki yapıya sahipler. Read the rest of this entry »


Theme by Ali Han | Copyright 2012 Rpcraft | Powered by WordPress