Bükülmez Kalkan Oyun Rehberi (Kitap 1 Bölüm 1 – Klanlar Vadisi’nde Yolculuğa Başlangıç)
Bükülmez Kalkan
Bükülmez Kalkan, Malathgargon yerlileri için neredeyse masal diyarları kadar uzak; fakat gözlerini kapattıkları an tepelerine çökecek bir kabus kadar yakın bir tapınak-ülkedir. Malathgargon’dan başka bir medeniyet kaynağının da olması, adeta goblin yaşamı için bir alay gibidir. Başlarda Malathgargon’lu yöneticilerin küçümsediği, şimdi ise gücünü ve önemini şüpheli bir şekilde inkar ettiği bu ülke, geçen on küsür yılda bütün dengeleri alt-üst etmeyi başarmıştır. Önce Bükülmez Kalkan’ın tarihiyle işe başlayalım.
Bükülmez Kalkan’ın Tarihi
Kuruluş
Bükülmez Kalkan Tarikati, aslında yabanlığın köşelerinde bulunan kasabaları ve köyleri barbarlıktan ve vahşi dünyanın tehlikelerinden korumak için kurulmuştu. Oradaki halkı savaşmaya hazır bir şekilde organize etmek, vahşi ırkları medeniyet yoluna çekmek ve her şeyden önce barbarlıkla mücadele etmek için vardı.
Klanlar Vadisi’ndeki Bükülmez Kalkan Manastırı da bu işe yarıyordu. Çürümetruk ile Gölgesema arasındaki, her ailenin tarlaları kadar bölgede krallığını ilan ettiği bölgede orc tehdidine karşı bu aileleri geçici olarak organize ediyor, onları savaş konusunda eğitiyor ve medeniyeti aşılamaya çalışıyordu. Ülkeye bağlı olmayan Bükülmez Kalkan manastırları hâlâ bu işleri yapmaya devam ederler. Ülkenin manastırları ise buna ek olarak o bölgeleri kendilerinin ilan ederler.
Yirmi yıl kadar önce, Malathgargon’un eli Klanlar Vadisi’ne değdi. Yüzey kentindeki köleleri organize etmekle görevli olan Kostok isimli bir insan, babasının yerini almak isteyen oğlu Mihael tarafından öldürüldü. Ancak cinayeti ortaya çıkınca ortadan kaybolan Mihael, Klanlar Vadisi’ne kaçmayı başardı. Burada, birkaç yıl boyunca askerlik yapacak ve tapınağın kaderinde büyük değişikliklere yol açacaktı.
Manastırdaki askerliği sırasında çevre klanların ve ailelerin çiftliklerini, tapınak adına fethetmeye başlayan Mihael Kostok, bir yıl kadar kısa bir süre içinde kendi emrinde bir ordu toplamayı başardı.
İyi eğitimli ordusu fetihlere devam ederken Mihael, yakın dostu Greyrick’i de alarak Klanlar Vadisi’ni alt üst etmeye başladı. İlk olarak bölgede yaşayan büyücü bir ejderhayı, Kanpençe’yi müttefikleri yapmayı başardılar. Sonrasında da bölgedeki en büyük klan savaşına dahil olup Mazgal sülalesini yanlarına çektiler. Bu sülale, mükemmel kumandanlar yetiştirmesiyle ünlüdür. Rakibi olan Pınar bekçilerini kıyımdan geçirdiler. Bu klan ise, Muhafız Elflerinin doğa büyülerinin ve liderleri olan Prenses Mathilda’nın ölümsüzlüğünün kaynağı olan gençlik pınarını korurlardı. Bükülmez Kalkan rahipleri bir şekilde bu pınarı yok ettiler. Bu, tüm dünyada yıllarca ilkel büyüleri ve elf ırkını kötü etkiledi. Belki yüz kadar bekçi öldürülmüş olsa da, güçlerinin azalması nedeniyle dolaylı yoldan binlerce ilkel büyü kullanıcısı ölmüş olmalı.
Pınarın yok edilmesinden sonraki bir ayda geçenler tapınağın büyükleri tarafından çok önemli bir sır olarak saklanır. Bütün çabalarıma ve denemelerime rağmen net bir bilgi edinemedim. Anladığım kadarıyla Bükülmez Kalkan’ın taptığı tanrıyı, Savaş Tanrısı Bane’i kızdıracak bir şey yapıldı ve bu yüzden ondan af dilenmek için bütün tapınak ve ona bağlı olan halk delicesine bir hırsla savaşmaya karar verdi.
Sır gibi saklanan zamanda ne olduysa, Bükülmez Kalkan, daha önce görülmemiş bir imanla savaşıyordu. Hiç bir hazırlık yapmadan, sayıca kendilerinden dealarca üstün ve oldukça vahşi olan Sarpkasvetli orcların bir kalesini, Biishron’u aldılar. Burayı Kara El Kalesi olarak adlandırıp merkezleri yaptılar. Her nasılsa aynı anda yakınlardaki Obron kentini de fethedip bütün halkını köleleştirdiler. Bu haberlerin Malathgargon’a geldiğinde oluşturduğu şaşkınlığı dün gibi hatırlıyorum.
Bükülmez Kalkan’ın oluşturduğu panik havası o kadar büyüktü ki, Klanlar Vadisi tam anlamıyla kaosa sürüklenmişti. Bazıları panik içinde kaçışırken, bazıları da ümitsizliğe kapılıp kendiliğinden bu yenilmez savaşçılara katılıyordu. Görünüşe göre de tanrılarının onayını almışlardı, çünkü çok kısa sürede güçlerine güç katıyorlardı.
Savaşlar sırasında neler olduğuna dair bilgiler karışık. Fakat bu sıralarda, daha önceleri Pınar Bekçisi klanından olan Lilvorethe isimli bir Shifter kadın, ilahi güçleri ve orduları idare etme yeteneğiyle ön plana çıkmış görünüyor. Tapınaktan önceki yaşamında çok güçlü bir druid olması beklenirken, iradesi kırılmış, Greyrick denen katile köle edilmiş ve hatta Bane ruhbanı haline getirilmişti. Bane’in fetih ideallerini o kadar iyi temsil ediyor olmalıydı ki, gücü ulaşılmaz seviyelere kısa sürede geldi. Sonuç olarak da, o zamanki adıyla Bükülmez Kalkan Tapınağı’nın başrahibesi oldu. Bu görevini bu güne kadar sürdürdü.
Bükülmez Kalkan’ın kuzeyinde, içine kapanık ve tehlikeli bir elf kavmi vardır. Bunlar o kadar paranoyaktır ki, kendilerine en ufak bir tehdit görürlerse, onu yok etmek için her şeyi yaparlar. Bu elfler, ormanlarının içinde nasıl bir yaşam sürüyorlar bilinmez ancak, ormandan dışarı çıkanlardan bildiğimiz kadarıyla her biri krallıklar yıkacak kadar kuvvetlidir. Hepsinin ordu halinde çıkması ise tam bir felakettir. Bunu kısa süre içinde Bükülmez Kalkan da çözdü.
Batıdan orclar ve Çürümetruk’lu büyücüler, dört bir yandan düşman klanlar varken bir de kuzeydeki elflerle savaşmaya kalkarlarsa sonları geldiğini anlayan Mihael ve Tapınak liderleri, müttefik arayışına başladılar. Edindiği güce güvenen Mihael, memleketine dönmeye karar verdi. Yanına Malathgargon’u görmek isteyen Kanpençe’yi ve sadık yoldaşı Greyrick’i alıp Malathgargon’a geldiler.
Savaşlar Dönemi
Mihael ve Greyrick, Malathgargon’da dört ay kadar yandaş aramakla uğraştılar. Her gittikleri kapıda kullanıldılar, aşağılandılar, politikalara alet edildiler ve öfkeleri biriktikçe birikti.
Mihael’in bir süre önce babasını öldürerek kaos içinde bıraktığı yüzey kentini dize getirdiler ve ordu vaadine karşılık yönetimi hobgoblin soylulardan birine verdiler. Malathgargon’daki Bane tapınağının başka bir tarikat olduğunu anlamadıkları için gönderdikleri kişilerin ülkede karışıklık çıkardığını öğrendiler. Bu sırada yanlarında gelen ejderha Kanpençe, ortadan kaybolmuştu.
Malathgargon’un hobgoblinlere özel olan yeraltı şehrine giriş için bile üç ay uğraştıktan sonra Mihael ve Greyrick gibi sabırsız katillerin adeta gözlerinin dönmüş olduğunu düşünüyorum.
Çıkar kavgalarına alet olmaları, soylular arasında mekik dokumaları yetmemiş gibi, bir de şehirdeki altı tapınağın arasındaki din savaşlarına da çekildiklerinde ikilinin canına tak demişti.
Açıkça hak ettiklerini düşündükleri askeri destek için son olarak yapmaları gereken onlara söylendiğinde, bunu başarmak için ellerinden geleni yapmaya karar verdiler. Bu görev de, Malathgargon’u mesken edinmiş olan bir tarikati yok etmekti.
Eminim ki bu görevi onlara kim verdiyse aklında tarikatçilerin kıyıda köşede ölülerinin bulunması, bazı ufak tefek çatışmalar ve asayiş sorunları vardı.
Mihael ve Greyrick’in yok etmekle görevlendirildiği tarikat, “Pislik Rahipleri” diye geçen bir topluluktu. Yer altı şehrinin lağımlarının aktığı en alt katında yaşarlardı. Bütün çöpler ve pislikler buraya akar ve burada rahipler tarafından ayrıştırılırdı. Çoğu kayıp eşya ve ölü kişiler buradan çıkardı. Tabi çıkmaları karşılığında iyi bir ücret vermek gerekirdi. Bu ücretlerin rahipleri ne kadar zenginleştirdiğini kimse fark etmemişti. Bu parayla ne kadar kuvvetlendiklerini de.
Mihael ve Greyrick bu gücü görünce tek başlarına bu sorunu halledemeyeceklerine karar verdiler. Çünkü rahipler aslında Çürümetruk’lu warlocklar ve şeytana tapan kişilerdi. Kuvvetli büyüler yoluyla şehri ele geçirmeyi planlıyorlardı. Kanpençe de büyülerini kuvvetlendirmek için bunlara katılmıştı. Ani bir saldırı yapmaları durumunda bütün Malathgargon hazırlıksız yakalanabilirdi.
İkili, nasıl yaptılarsa Bükülmez Kalkan ordusunu organize edip büyülü geçitler yoluyla Pislik Rahipleri’nin katına aktardılar. Ani saldırıyı yapan bu sefer, Malathgargon’un tamamen dışından gelen bir tehditti. Şaşkınlık ve panik öyle büyük boyutlardaydı ki, tüm şehirde savaşlar patlak verdi.
Savaşlar sırasında, Mihael Kostok ve Greyrick, Kanpençe ile dövüşürken en alt katı tamamen yıkmayı ve şehrin altındaki yeraltı denizine gömmeyi başardılar. Pislik Rahiplerinin başı olan Hanfiran isimli kadını da esir aldılar. Bu kadın, Çürümetruk’un düşmesinden bizzat sorumlu olan kişilerdendir.
Hobgoblinlerin şu güne kadar şükretmeleri gereken bir şey varsa, o da Bükülmez Kalkancıların görevlerine bağlılığıdır. Panik içindeki şehre saldırıp fethetmek yerine işleri bitince ordularının büyük kısmını geçitlerden geri yolladılar. Sonra da gerçek güçlerini görenlerden tehdit edercesine, “vaatlerinizi yerine getirmelerini” istediler. Soylular meclisinin üyeleri bu nedenle, suratlarının rengi bir sene boyunca soluk gezdiler. Çoğu soylu hâlâ yeterince güvende olmadığını düşünerek kendini daha fazla korumaya çalışır.
Malathgargon’a saldırabilecek kadar deli olmaları, hiç savaş kaybetmemeleri ve büyüleri çok etkili kullanmalarının şöhreti duyuldukça aslında askeri desteğe de ihtiyaçları kalmadı. Karşılarına ordu çıkarabilecek acil bir tehdit yoktu. Elfler, kendilerine saldırılmadıkça Bükülmez Kalkan’a dokunmayacaklarını ilan ettiler ve Çürümetruklular kaçtılar. Çoğu klan Bükülmez Kalkan’a katıldı.
Sonraki beş yıl, köle ayaklanmalarını bastırmaya çalışmakla geçti. Nedense Bükülmez Kalkan o yıllar boyunca hep Malathgargon’dan gelecek askeri desteği beklemeye devam etti. Şöhretlerinin kılıçlarından daha etkili olduğunu fark edememiş gibiydiler. İç savaşlar, yayılmalarını büyük ölçüde engellemiş gibi görünüyordu.
İç savaşlardan biri sırasında Mihael Kostok, savaşlardaki başarısızlıkları ve kölelere fazla iyi davranıldığını bahane ederek krallığını ilan etti ve Bükülmez Kalkan’ın başına geçti. Kan ve korkuyla yıllarca Klanlar Vadisi’ni tiranlığı altında titretti. Malathgargon’un alt katını yıkmakta kullandığı balyozu “Soykırım”, ismini bu zamanlar içinde aldı. Binlerce goblinsiyi ve düşmanı dümdüz ettiği söylenir.
Mihael’in krallığı sırasında bir sefer Çürümetruk’la savaştılar. Şeytanlarla yaptığı anlaşmalar nedeniyle dayanılmaz güzelliğe kavuşan Hanfiran’ı haremine katan Mihael, kalesine sızan büyücülerin kendisi ve tüm adamlarının gözünün önünden liderlerini kaçırmasını hazmedemedi. Bunun sonucunda bir lejyon dolusu askerini Çürümetruk’a yolladı fakat büyücülerin oyunları ve sürekli saldıran orclar nedeniyle geri dönmek zorunda kaldılar.
Mihael’in yönetimi, askeri anlamda fazladan bir başarı getirmemişti. Bunu öne süren tapınak, krallığı bozmak ve üstünlüğünü sağlamak için ülkeyi böldü. Tapınak ile krallık yanlıları arasında kanlı bir savaş baş gösterdi.
Madem askeri başarıyı gözetiyorlardı, ordunun en yüksek kademesi buna seyirci kalmayacaktı. Mazgal sülalesi de Obron kentini kendilerinin ilan ederek Bükülmez Kalkan ülkesinin kendilerine ait olduğunu ilan etti.
İç savaşlar tüm şiddetiyle devam ederken batıda toplanan ve tarihte görülmüş en büyük orc ordusu Bükülmez Kalkan’ı yıkmak ve Biishron’un intikamını almak için yola çıktı. Malathgargon’lu tüccarların kurduğu bir fetih ordusu da Klanlar Vadisi’ni kendilerine almak için aynı sıralarda yola çıktı.
Savaşı kimin anlattığına göre öğreneceğiniz bilgiler değişir. Fakat ben tüccar ordularından birinin başındaydım ve tüm detaylarıyla “Bitmek Bilmez Orc Kanı” kitabımda bu savaşı anlattım. Eğer detayları merak ediyorsanız onu okuyun. Özet geçersem şöyle oldu: Bükülmez Kalkan’a orclardan önce varmak için uğraştık. Fakat orclara yakalandık ve ordularımız yok edildi. Ancak orc güruhunu büyük ölçüde sakatlamayı başarmıştık. İç savaşı sonraya erteleyen Bükülmez Kalkan ise yine ani bir saldırıyla hem orcları, hem de bizim ordularımızdan geriye kalanları tamamen yok etmeyi başardılar. Ordulardan geriye kalanları kaçırmaya çalışırken Mihael Kostok ve Greyrick’e yakalandığımız günü ise asla unutamam. Malathgargon’lu Kahraman Hobgoblin Lordlarından oluşan otuz kişiyle, Mihael, Greyrick ve Bükülmez Kalkanlı on şövalye karşılaştı. Geriye bir ben, bir de Bükülmez Kalkanlı oniki kişi kaldı. O da, ben savaşın başında kaçtığım için.
Savaştan sonra Bükülmez Kalkan’da bir barış ilan edildi. Üç ayrı krallık, Bane’in davası için birlikte savaşacaklardı.



