On numara RPG Blogu

Bükülmez Kalkan Oyun Rehberi (Bölüm 10 – Ormanlar Prensesi)

by Erlik

Bahçenin sonunda bir taht bulunuyordu. Tahtın önünde ise, uzaktan taştan bir masa sandığım fakat yaklaşınca üzerindeki simgelerden bir sunak olduğunu anladığım taş bir yükselti duruyordu. Sunağın üzerindeki tabaklarda bazı yiyecekler, testilerin içinde içecekler ve etrafta bazı hazineler duruyordu fakat bunlara yıllardır dokunulmamıştı. Yiyecekler çürümüştü, testilerin etrafı mantarla ve hazinelerin bir çoğu otlarla kaplanmıştı, yine de bir kısmı yeni ele geçirilmiş gibiydi ve bunların çoğu da kanlıydı. Labirentten çıkamayan zavallıların yadigarları oldukları belliydi.

Sunağın arkasındaki tahtta, zayıf ve hastalıklı görünen bir elf kadını oturuyordu. Tahtın üzerindeki işaretlerde dönüşüme uğrayan bir ejderha işlenmişti. Üzerindeki boyalar çoktan dökülüp gitmiş, bir çoğunun şekli biçimsizleşmişti. Bilgilerime dayanarak, bu tahtın bir kırmızı ejderhanın goblinsi formu için kurulduğunu anlayabiliyordum. Acaba bu kadın o olabilir miydi? Goblinsi formların* hastalıklı göründüğüne dair hiç bir bilgi veya hastalıklı olarak anlatıldıkları hiç bir hikaye hatırlamıyordum. Belki de beni kandırmaya çalışıyordu!

Dikkatlice kadına doğru yaklaştım. “Hoşgeldin yolcu” dedi. “Uzun zamandır buraya sağ ulaşabilen ilk kişisin.” Yere bakıyordu ve hastalıklı bir ses tonuyla konuşuyordu.

“Sen kimsin?” diye sordum silahlarımı indirmeden.

“Ben Ormanlar Prensesi Caprice. Buradaki elflerin lideriyim.”

Aklıma hemen ejderha gelmişti. Yine de neden bu kadar kibar ve rahatça konuştuğunu anlamamıştım. Bir ejderha, ölümlüler tarafından sorgulanmayı hakaret kabul etmiş olmalıydı. “Ejderha mısın? Karaağaç’ın liderinin bir ejderha olduğunu biliyorum.”

“Buralarda liderlik ya da hükümdarlık yapan son ejderha yüz yıl kadar önce öldü. Kemikkusan çölünden gelen bir bakır ejderha onu öldürdü.”

“Peki nerede bu bakır ejderha?” diye ısrar ettim. Cevap basitti; “O da öldü. Yakın zaman önce.”

Yüzü öne eğik olduğu için doğru söyleyip söylemediğini tam kestiremiyordum. Ses tonu inandırıcıydı. Buruşmuş ellerinde tuttuğu aynaya bakıyor ve görünüşe göre benimle konuştuğu kadar kendiyle ya da aynayla da konuşuyordu.

Pages: 1 2


Leave a Reply

Theme by Ali Han | Copyright 2012 Rpcraft | Powered by WordPress